MATEMATİK VE AŞK
- Alper Akpeçe
- 18 Ağu 2024
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 17 Eyl 2024

Bu güzel Pazar gününde değerli YDO RUHU üyeleri ile sohbet babında, matematik ile olan ilgim ve ilişkime değinmek, sonrasında da değerli grup üyeleriyle, Pazar armağanı olarak, geçen sene sevgili eşime yazdığım, yine matematik ile bağlantılı bir şiirimi paylaşmak istiyorum. Vakti olan, okumayı seven, Pazar kahvesi eşliğinde her ikisini de okuyabilir.
Özellikle siirim olur, da hoşunuza gider beğenirseniz, sevgiliniz olur, eşiniz olur, sevdiğiniz olur, özel günlerinizde alır alır paylaşırsınız. Sonuçta benim yazdıklarım YDO RUHU’nun oluyor ya, size söz, ben duymayacağım, görmeyeceğim, söylemeyeceğim🤭🤗 Başlayalım mı … ?
Doğma büyüme Bakırköylüyüm. Kafadaki hafif çatlak da o nedenle. İnsanların nasıl o muazzam organın, beynin oyunlarına geldiğini, uçurumların kıyısından döndüğüne ve dönemediğine şahit olmakla geçti çocukluğum.
Ortaokul birinci sınıfa başladığımda Ayten Çeteci isminde bir matematik öğretmeni sevdirdi bana matematiği, Bakırköy Ortaokulunda. Bir ders ya da bir bilim olmasının dışında matematiğin, aslında hayatın temelini taşıyan önemli yapı taşlarından biri olduğunu, Ayten hocamız ispatlıya ispatlıya, kafamıza çaka çaka öğretti bize. Tabi matematiğin yükseğini kafamıza çakan rahmetli Süleyman Karadeniz hocamızın hakkını da teslim etmem lazım.
Şimdilerde seçmeli ders saçmalığına kurban edilen bu derste öğrendiklerimi, hayatın her anında ve alanında kullandım. Anadolu’nun bir kasabasında ki okulda değil İstanbul’un göbeğinde ki okullarda okumama rağmen, fen bilgisi derslerim öğretmen olmadığı için boş geçerken, hem lise de hem de ortaokulda matematik öretmeni yokluğu çekmedim. Bu sayede de üniversite imtihanında bile tüm soruları doğru yanıtlayarak, yanına birkaç fen sorusu ile YDO’ya girmeye hak kazandım, hem de aldığım eksik eğitime rağmen iyi bir puan ile. O nedenle minnet duyuyorum matematiği bana sevdirenlere, o nedenle çok seviyorum matematiği.
Matematiğin bilim alanının en önemli dalları içerisinde, hatta başında gelmesi yanında aynı zamanda günümüzde hayat ile ilgili de çok önemli mesajlar sunduğunu düşünüyorum.
Mesela doğayı, uzayı, geçmişi onunla daha iyi anlıyoruz. Hatta metafizik gerçekleri, teolojiyi, müziği hatta daha ileri gideyim aşkı bile onunla daha iyi anlıyoruz ve kavrıyoruz. Az sonra bizzat kendiniz şahit olacaksınız. Kabul ediyorum, matematikteki mantık kuramlarına biraz ters düşüyor olabilir ancak temeli mantığa dayanan bir sistemdir ve zihni geliştiren bir araç olarak kişiye rasyonel bakış açısı kazandırır. Kişiye özgür ve ön yargısız bir düşünce ortamı yaratır. İnsanın sistemli, mantıklı, tutarlı düşünmesini sağlar. Bu yönü ile bile belki aşkın yıkıcı etkilerine karşı bizi koruyor olabilir.
Bugün içerisine sınırsızca ve fütursuzca gark olduğumuz, olumlu / olumsuz, doğru/yanlış, iyi/ kötü birçok bilgiden, insanlığa, doğaya ve canlılar alemine faydalı değerler üretecek bütün çalışmaların, araştırmaların, analizlerin temelinde hep o var. Elde edilen bilgilerin anlaşılabilmesi için tasnif ve ölçümü de onunla yapıyoruz. Bu şekilde elde edilen bilgiler doyurucu ve işe yarar hale geliyor. Yaşamı ve düşüncelerimizi ona göre temellendiriyoruz.
Bir yerde okumuştum diyordu ki yazar; matematik, insan zihninin idrak edebildiği bütün kavramların ve bu kavramlar arasındaki bütün ilişkilerin ifade edildiği ortak dildir. Ne kadar haklı değil mi? Aksi halde uzaklıklar / yakınlıklar, büyüklükler / küçüklükler nasıl anlam bulurdu. Referans noktamız neresi olurdu?
Matematiği referans almış her öğreti sarsılmaz temeller üzerine kuruludur. O öğretide, sanılmaz bilinir. Çünkü ispat vardır. İspat yoksa inanç diye bir bilinmeze sığınmaz matematiği referans alan, matematiği seven biri. Bu nedenle sözümona inançlı muktedirlerin çoğunluğunun hedefinde oldu, matematik ve onun dalları. Matematik, dili dini ırkı ne olursa olsun tüm insanlığın ortak dili kendini ifade etme biçimidir.
Matematik hayatın her alanında niceliği ölçerken, niteliğe de katkı sunar. Matematiğin her dalında her kavram soyutta olsa bir gün gerçek hayatta uygulama alanı bulur.
Galileo der ki; doğanın muazzam kitabının dili matematiktir. Nautilus, kafadan bacaklılar sınıfına dahil familyalardan birinin üyesi olan olan bir deniz canlısıdır. Yunancada "denizci" anlamına gelen nautilos sözcüğünün Latinceye geçmiş halidir. Bu canlının kabuğunun şeklinin oluşmasında “Altın Oran” ve “Fibonacci sayılarının” olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Aynı zamanda yapraklarda, ayçiçeğinde, çam kozalağında, palmiyede, örümcek ağında, ideal insan vücudunda vb. birçok yerde altın oranı ve Fibonacci sayılarının olduğunu biliyoruz. Yani, örneğin, Alanya’da yetişen bir muz ağacı ile Uzakdoğu’da veya Ruanda'da yetişen bir muz ağacının yaprakları aynı kurala göre dizildiğini matematik ve bilim sayesinde biliyoruz.
Uzay, kara delikler, astronomi, başka evrenler ve anlamakta şimdilik zorlandığımız, paralel evren, sonsuz kâinat vs. hakkında bilgileri yine matematik sayesinde elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile biliyoruz bugün.
Matematik deyince ulu önder Atatürk’ten bahsetmeden olmaz herhalde. Malum o da bir matematik aşığı hatta yaşadığı devir dikkate alındığında, bir matematik dehası idi. Cebir ve geometri için yazdığı kitaplar ve günlük kullanımda ki matematik terimlerine katmış olduğu ; toplama, bölme, çarpma, üçgen, daire, koni, oran, orantı, prizma, türev gibi bir çok terimi ona borçluyuz.
Matematiğin bir dalı olan Geometri, zekayı aydınlatır ve aklı doğru yola sokar. Çok iyi düzenlendiğinden geometrik mantık yürütmeye hata girmesi neredeyse imkansızdır. Bu nedenle sürekli geometriye başvuran bir aklın hataya düşmesi çok nadirdir. Eflatun’un kapısında aşağıdaki sözlerin yazılı olduğu nakledilir: “Geometrici olmayan evimize giremez.". Biz de bu arada bu bilgiyi Ibn Haldun’dan alıyoruz. Matematik ve şiir / şair arasındaki bağlantıyı konuşmak apayrı bir yazının konusu.
Sanatın hatta modanın matematik olmadan anlaşılması mümkün müdür? Düzen, simetri veya asimetri, limitler olmadan altın oranların sanat ve modada ki kullanımlarını anlama ve yorumlama imkanımız var mı?
Gelelim matematik ile aşkın ilişkisine. R.Drabek isimli bir matematikçi matematik için şunu söylüyor “Matematik aşk gibidir, basit bir fikirdir, ama her an karmaşık bir hale gelebilir. Bu hususu hayatımız boyunca kaç kere deneyimlemişizdir ?
Yine ünlü matematikçimiz Cahit Arf’a göre, *Matematik esas olarak sabır olayıdır. Ezberleyerek değil keşfederek anlamak gerekir. “ aynı aşkta olduğu gibi, ilişki yaşadığımız partnerlerimiz gibi.
Aşkımızı ifade ederken, yaşarken, hissederken matematik olmadan bunu yapma imkânımız olmaz, olamaz. Aşkın ve ilişkinin devamı için, bariz, tamam oldu bu iş demek en tehlikeli durumdur. Değişim ve gelişim vaz geçilmezimiz, bunu hayata geçirmek ise matematik sayesinde olan bir olmazsa olmazımızdır.
“İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliğini gösterir, paydası da kendisini ne zannettiğini, payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür” diyor, Lev Tolstoy. Bunu anlamadan hem ilişkilerimizi hem aşkımızı büyütmenin imkanı var mı?
Geldik şimdi o beklenen ana. Aşkımın yüksek matematiğini anlattığım ve şu andan itibaren YDO RUHU üyelerine ait ve onların teveccühüne talip o şiirime;
AŞKIMIN YÜKSEK MATEMATİĞİ
Hayatımın ve aşkımın sonsuza giden pi sayısı,
Sıfıra bölenim
Kalbim ile aklım arasındaki en kısa yol,
Hipotenüsüm Pisagor teoremim
İçimi dışımı bir eden, içler dışlar çarpımım
Karşının komşuya oranı, külüne muhtaç olduğum
Hayatımı eşit oranda ikiye bölen açıortayım,
Ruh ikizim, ikizkenar üçgenim
Tüm manalarımı sonsuza götüren üslü sayım,
Geometrik dizim
Yaşamı basite indirgeyen, her yerdeki dört işlemim,
Mekânları anlamlandıran alan hesabım
Asal sayım, asıl sebebim
Diyalektik içerisinde dengeyi kuran, oran orantım
Denklemlerimde ikilemlerimde eşitliği sağlayanım,
Aklı ve mantığı temsil eden rasyonel sayım
Pozitif bilimim
Ruhumdaki özdeğe giden OKEK’im
Aşkımla birlikte zamanı da sonsuza götüren uzay düzlemim,
Paydasında pay olduğum kesirli sayım
Yansısında kesit olduğum,
Taban alanım, kalibrem
Yatayına düşey olduğum kesişme noktam,
Çoklu işlemim, çokgenim
Aynı çatı altında paralel kenarım,
Sıkıntılarımın üzüntülerimin teğet geçenim
Çemberimin gül oyası,
Çapımın yarısı, yay parçam ay parçam
İspat gerektirmeyen varsayımım, teoremim,
Sevgisinin limiti sonsuza gidenim
Büyüklüğü ve yönü belli vektörel ifadem,
Yoldaşım yöndeşim
Denge unsurum eşitliğim
Diğer yarım, türevim
Hep beni çoğaltan artım, çarpım
Hacmimi arttıran, taban alanımı çarpan, yüksekliğim
Yükselenim
Yüksek sadakatim
Yükseklerde uçanım
Aşkımın Yüksek Matematiği
+++
Herkese keyifli okumalar, selamlar, saygılar
17.05.2023 İSTANBUL Tamer Çiçekdiken GV88

Yapay zekâ matematik yaparken bize pek çok şekilde yardımcı oluyor. Çeşitli hesaplamaları yapmamıza olanak sağlayabiliyor ve bir ispatın formal doğrulaması için yardımcı olabiliyor. Bilgisayarlar yapmaları için dizayn edildikleri işlerde, genel olarak insanlardan çok daha iyi. Fakat şunu bilmeliyiz ki, matematik araştırmaları sayısal hesaplamalar değildir. Matematik araştırmaları bağlantılı görünmeyen şeyler arasındaki bağıntıları bulmakla, görünmeyeni görmekle ilgilidir. Bu sadece hesap yaparak ulaşılabilinecek bir şey değildir.Matematiksel keşif sezgiyle yapılır. Keşfin bu anında, gerçekten düşünmeyi bırakıyorsunuz. Tıpkı bir sanatçı gibi, mantığın, düşünmenin ve hesabın çok ötesinde bir bağlantı yakalıyorsunuz. İngiliz matematikçi G. H. Hardy Bir Matematikçinin Savunması isimli kitabında, matematiksel çalışmaların büyük kısmının kullanışsız olduğunu iddia eder; kendi çalışma alanı olan sayılar teorisinin de kullanışsız olduğunu, ama yine de bir ressamın resim yapması ya…
Evrenin bir algoritması var. aşkın neden matematiği olmasın. kişiliğin bile var bana göre. her davranışta sebepli ve kendini tekrar eden bir neden sonuç denklemi vardır.
kişilik dediğimiz şey ise minik taşlardan oluşmuş büyük mozaik resimdir. her minik taş bir yaşanmışlıktır ki o taşlar serpiştirilmemiş matematiksel bir uyum içinde yerleşmiştir.